A Millî Futbol Takımımız, 2002 Dünya Kupası’ndan sonra ilk kez yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkıyor. Bu, yalnızca futbolseverler için değil, tüm ülke için önemli bir heyecan kaynağı. Hepimizin takımı olan millî takımımıza turnuva boyunca sonsuz başarılar diliyor ve sonuna kadar desteklediğimi belirtmek istiyorum.Bu satırları, Dünya Kupası’ndaki ilk maçımız olan Avustralya karşılaşmasının başlamasına saatler kala yazıyorum. Futbolcularımız, uzun ve zorlu eleme sürecini başarıyla geçerek bu turnuvaya katılmayı sonuna kadar hak ettiler. Son yıllarda genç, yetenekli ve gelecek vaat eden bir jenerasyon yakaladığımız da inkâr edilemez bir gerçek.Dünya Kupası heyecanı ülkenin dört bir yanını sarmış durumda. Millî takımımız Amerika’ya büyük bir coşkuyla uğurlandı. Siyasetçilerden spor yorumcularına, sokaktaki vatandaştan sosyal medya kullanıcılarına kadar herkes millî takımı konuşuyor. Kafeler, restoranlar ve çeşitli işletmeler maç için özel organizasyonlar hazırlıyor. Amerika ile olan saat farkı nedeniyle karşılaşmanın sabaha karşı oynanacak olması bile heyecanın önüne geçemiyor.Ancak bu büyük heyecanın yanında dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Takımımıza güveniyoruz, oyuncularımıza inanıyoruz. Fakat son günlerde çevremde duyduğum yorumlar zaman zaman beklentilerin fazlasıyla yükseldiğini gösteriyor. “Avustralya’ya fark atarız”, “grupta 3’te 3 yaparız”, “rahat kazanırız” gibi yorumlar oldukça yaygın.Elbette herkes millî takımın başarılı olmasını istiyor. Ben de istiyorum. Ancak futbolun sürprizlere açık bir oyun olduğunu unutmamak gerekiyor. Dünya Kupası gibi organizasyonlarda hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. Rakipler ne kadar zayıf görünürse görünsün, sahaya çıkıp mücadele etmek gerekir.Aslında bunun en güzel örneğini 2002 Dünya Kupası’nda yaşamıştık. Turnuva öncesinde pek çok kişi millî takımımızdan büyük başarılar beklemiyordu. Ancak takımımız sahada gösterdiği mücadeleyle tüm dünyanın takdirini kazanmış ve turnuvayı üçüncü sırada tamamlamıştı. Belki de başarının sırrı, beklentileri abartmadan, maç maç ilerleyebilmekti.Bu nedenle ben, turnuvaya daha temkinli yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum. Önce Avustralya maçını başarıyla geçelim, ardından önümüzdeki karşılaşmalara odaklanalım. Büyük hedefler kurmak güzel, ancak ayaklarımızın yere basması da bir o kadar önemli.Sonuç olarak, hepimiz aynı duyguları paylaşıyoruz. Millî takımımızın başarılı olmasını, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesini ve gidebildiği en üst noktaya kadar ilerlemesini istiyoruz. Umarım bu Dünya Kupası, Türk futbolu adına unutulmaz anılara sahne olur.Avustralya maçı öncesinde A Millî Takımımıza gönülden başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun çocuklar, tüm Türkiye sizinle birlikte.
Ali BAKIR Yazıları
LENSİN ARKASINDAKİ PRESTİJ KRİZİ: Haber Kameramanlığı Bir Sanat mı, Yoksa Herkesin Yapabileceği Bir İcraat mı?
2 ay önce
Sahnedeki İhtişamın Arkasındaki Trajedi: Dschinghis Khan Grubunun Bilinmeyen Hikayesi
2 ay önce
Hayatın Koşturmacasında Bir Sığınak: Hobiler ve Yaşama Sevinci
2 ay önce
Ruhumuzu Dinlendiren İnsanlar: İnsan Yormayan Olgunluğun Zarafeti
3 ay önce
Kendin Olmak: Başkalarının Yörüngesinde Yaşamayı Bırakmak
3 ay önce
Hayatın Sessiz Anayasası: Adabımuaşeret ve Unuttuğumuz Yol Yordam.Görgü ve Saygının önemi.
3 ay önce
Sırasını Beklemeyi Unutan Bir Toplum mu Olduk?
3 ay önce
Para İnsana Asıl Yaşlılıkta Lazım
4 ay önce
Gerçek Arkadaşlık: Maddiyattan Daha Derin, Dinlemekten Daha Güçlü
4 ay önce
Ege’nin İki Yakasında Değişen Dengeler: Bir Turizm Hikayesi
4 ay önce
