Evet, malum konu Schengen vizesi randevu sorunu. Bu sorun yaklaşık beş yıldır kanayan bir yara hâline geldi. Şimdi size çoğu insanın bilmediği bazı şeyleri anlatmak istiyorum.Öncelikle burada en büyük mağduriyeti öğrenciler, hastalar, bilim insanları, iş insanları ve sıradan vatandaşlar yaşıyor. İnsanlar çocuklarının veya torunlarının nikâhına gidemiyor. Bunun gibi sayısız örnek var. Toplumun hemen her kesimi bu sorundan etkileniyor. Özellikle tır şoförleri de uzun süre ciddi mağduriyetler yaşadı.Ortada çok büyük bir hukuki boşluk var ve bazı kişiler bundan oldukça iyi faydalanmayı bildi. Bu konuyla ilgili olarak birçok konsolosluğa ve vize başvuru merkezine e-posta gönderdim. Aldığım cevap ise hep aynıydı: “Resmî kaynakları takip edin ve bekleyin.”Elbette bir vatandaş olarak resmî kaynakları takip edeceğiz. Ancak benim sorum şu: Birileri benden önce sisteme girip tüm randevuları kapatıyorsa ne olacak? Ben bunu anlatmaya çalışıyorum. Aldığım cevap yine aynı: “Resmî kanalları takip edin.”Tamam, ama bu benim sorunumu çözmüyor ki. Yetkililer, “Bu bizim sorunumuz değil, biz gelen talep ve mevcut kapasiteye göre işlem yapıyoruz.” diyorlar. Peki ama bu durum nasıl ortaya çıkıyor?İddialara göre bazı kişiler, randevuları otomatik olarak alan bot yazılımları kullanıyor. Tahminen 300 ila 500 kişilik listeler üzerinden çalışan bu sistemler, randevular açıldığı anda çok kısa sürede kontenjanları doldurabiliyor. Arada boşta kalan birkaç randevuyu ise normal vatandaşlar yakalayabilirse alabiliyor.İşte değişmesi gereken sistem tam olarak bu. Ayrıca bu bot yazılımlarını kullandığı iddia edilen yaklaşık 20 kadar vize danışmanlık firması bulunuyor. Her birinin kendine ait yazılımı olduğu konuşuluyor. Buna rağmen onlar bile zaman zaman randevu bulmakta zorlanabiliyor.Konsoloslukların ise doğal olarak bu durumla ilgili yaklaşımı farklı. Onlar, sürecin işleyişinin bu şekilde olduğunu ve mevcut prosedürlerin uygulandığını ifade ediyorlar. Oysa personel sayısı artırılsa ve başvuru kotaları genişletilse bu sorunun önemli ölçüde hafiflemesi mümkün olabilir.Şu anda Maliye Bakanlığı’nın, bu süreçten elde edilen kayıt dışı gelirler ve vergi kayıpları nedeniyle bazı incelemeler yaptığı konuşuluyor. Ancak sorunun özü aslında hukuki ve sistemsel. Bu nedenle yalnızca mali boyutuyla değil, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının da konuya dâhil olması gerektiği düşünülüyor. Kalıcı çözüm ancak vize randevu sisteminin yeniden düzenlenmesiyle mümkün olabilir.Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Yunanistan vize randevularını yeniden açtı. Ancak yine randevu alamadık. Yaşanan mağduriyet gerçekten çok büyük.Türk insanı dünyaya açılmak, seyahat etmek, eğitim görmek, ticaret yapmak ve yeni kültürler tanımak istiyor. Ancak vize ve özellikle randevu sorunu, önündeki en büyük engellerden biri hâline gelmiş durumda.Bu arada çoğu kişinin bilmediği bir tarihî bilgi de var: Eylül 1980’e kadar Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz seyahat hakkı bulunuyordu. O dönemde, bugün Schengen Bölgesi içerisinde yer alan birçok Batı Avrupa ülkesinde 90 güne kadar vizesiz kalmak mümkündü. 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında ise Türkiye’ye ilk vize uygulayan ülke Yunanistan olmuştu.Günümüzde güçlü bir pasaport, yalnızca seyahat özgürlüğü değil, aynı zamanda uluslararası saygınlığın da önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.Umarım bu sorun bir an önce çözülür ve vatandaşlar hak ettikleri seyahat özgürlüğüne daha kolay erişebilir.
Ali BAKIR Yazıları
LENSİN ARKASINDAKİ PRESTİJ KRİZİ: Haber Kameramanlığı Bir Sanat mı, Yoksa Herkesin Yapabileceği Bir İcraat mı?
2 ay önce
Sahnedeki İhtişamın Arkasındaki Trajedi: Dschinghis Khan Grubunun Bilinmeyen Hikayesi
2 ay önce
Hayatın Koşturmacasında Bir Sığınak: Hobiler ve Yaşama Sevinci
2 ay önce
Ruhumuzu Dinlendiren İnsanlar: İnsan Yormayan Olgunluğun Zarafeti
3 ay önce
Kendin Olmak: Başkalarının Yörüngesinde Yaşamayı Bırakmak
3 ay önce
Hayatın Sessiz Anayasası: Adabımuaşeret ve Unuttuğumuz Yol Yordam.Görgü ve Saygının önemi.
3 ay önce
Sırasını Beklemeyi Unutan Bir Toplum mu Olduk?
3 ay önce
Para İnsana Asıl Yaşlılıkta Lazım
4 ay önce
Gerçek Arkadaşlık: Maddiyattan Daha Derin, Dinlemekten Daha Güçlü
4 ay önce
Ege’nin İki Yakasında Değişen Dengeler: Bir Turizm Hikayesi
4 ay önce
