Günümüzde arkadaşlık kavramı, sosyal medyadaki beğenilerle, gidilen mekanlarla ya da yüzeysel “Naber?” mesajlarıyla ölçülür oldu. Oysa gerçek dostluk, hayatın sert rüzgarları estiğinde kimin nerede durduğuyla ilgilidir. İnsanların kendi koşturmacasına kapıldığı bu dönemde, dostluğun gerçek sınavı birbirimize ne kadar kulak verebildiğimizle ölçülüyor.İşte tam da bu yüzden, gerçek arkadaşlığın kitabını yeniden yazmamız ve unuttuğumuz bazı değerleri hatırlamamız gerekiyor.
Monolog Değil Diyalog: Hayatı Yolunda Olanların Büyük YanılgısıHayatta işleri tıkırında giden, o an için büyük dertleri veya sıkıntıları olmayan insanların düştüğü çok yaygın bir tuzak var: Sadece kendilerini anlatmak.Bir araya gelindiğinde ya da bir telefon açıldığında, hayatında her şey yolunda olan taraf sürekli kendi başarılarından, planlarından ya da günlük koşturmacalarından bahseder. Karşı tarafta hayat mücadelesi veren, canı sıkkın olan dostuna ise neredeyse hiç sıra gelmez. Konuşma bir dostluk paylaşımından çıkar, tek taraflı bir monoloğa dönüşür. Maddi ya da manevi hiçbir derdi olmayan insan, karşısındaki dertli insanı adeta konuşturmaz, onun derdini anlatmasına alan bırakmaz.Oysa gerçek arkadaşlık, karşındakinin derdini dinleyebilme olgunluğudur. Derdi olan bir insanı susturmak, onun sözünü kesip konuyu geçiştirmek arkadaşlığa sığmaz. Dost dediğin:Karşısındakine konuşma alanı açar.”Benim hayatım yolunda ama senin orada havalar nasıl?” diye sorabilir.Sadece kendi anlatmak için değil, gerçekten anlamak için dinler. “Bir Telefon Uzağındayım” Sözünün Altını DoldurmakHerkes iyi günde, kahve masasında, neşeli akşamlarda yanınızdadır. Ama gerçek dostluk, gecenin bir yarısı ya da günün en yoğun anında gelen o sessiz imdat çağrısını duyabilmektir.Arkadaşın dertliyken açtığı o telefona sadece kulak değil, kalp de vermek gerekir. “Şu an işim var sonra konuşuruz” diyerek ertelenen veya geçiştirilen her telefon, dostluk duvarından bir tuğla koparır. Gerçek arkadaş, o telefon çaldığında ve karşıdaki sesin büküldüğünü hissettiğinde, her ne işle meşgulse bir an durup, arkadaşının dertlerini dinlemek için “Buradayım, senin yanındayım” diyebilendir.Düşen Arkadaşı Ayağa KaldırmakHayat herkesi bazen yere serer. İşini kaybedersin, duygusal olarak çökersin ya da bir çıkmaza girersin. İşte tam o dip noktasında, yukarıdan sana bakıp akıl verenler veya seni görmezden gelenler değil, yanına çömelip elini uzatanlar gerçek arkadaşındır.”Dost, herkes çıkıp giderken içeri giren kişidir.”Düşen arkadaşı yargılamadan, “Ben sana demiştim” demeden, sadece elinden tutup yukarı çekmek gerekir. Onun yeniden güçlü hissetmesini sağlamak, eski günlerdeki o değerli insan olduğunu ona hatırlatmak bir dostun en büyük sorumluluğudur. Düştüğün yerden tek başına kalkmak zordur ama omuz başından tutan bir el varsa, doğrulamayacağın hiçbir düşüş yoktur.Özetle;Gerçek arkadaşlık dünyevi hırsları aşan, birbirinin sessizliğini bile duyabilen insanların bağıdır. Eğer hayatınızda dertlerinizi yarıştırmadan dinleyen, düştüğünüzde elinizden tutan ve bir telefonla dünyaları bir kenara bırakan bir dostunuz varsa, dünyanın en şanslı insanı sizsiniz demektir. Ve eğer siz de birinin hayatında böyle bir limansanız, ne mutlu size.Sizce de günümüzde bu değerleri biraz kaybetmedik mi? Hayatınızda “iyi ki var” dediğiniz dostlarınızı düşünün; onlara en son ne zaman sadece “dinlemek için” bir telefon açtınız?
