23 yaşında babasından kalan fırının başına geçen Emine Gül Yılmaz, borç içindeki aile işletmesini yüksek teknolojili üretim modeline dönüştürdü. Yılmaz, 24 yıllık mücadelesini şimdi İstanbul Ticaret Odası’nın 12. Komite adaylığıyla sürdürüyor.
Adem KARABAYIR/ Özel Haber / Gündem İstanbul
Sultanahmet’te 40 yıllık aile fırınını 23 yaşında tesadüfen öğrenen Emine Gül Yılmaz, borç içindeki işletmeyi zamanla yüksek teknolojili üretim modeline dönüştürdü. 24 yıldır sürdürdüğü mücadelesini şimdi İstanbul Ticaret Odası 12. Komite adaylığına taşıyan Yılmaz, “Herkes 30 yıllık bir emek verip sonunda pes etmeye geliyor. Ben pes etmelerini istemiyorum” dedi.
23 yaşında hayatının en büyük sorumluluğunu üstlendi
Görüntü sanatları tasarım bölümünden mezun olan Emine Gül Yılmaz’ın hayatı, 2003 yılında hiç beklemediği bir gerçekle değişti.
Staj yaptığı prodüksiyon şirketinin ortağının Sultanahmet’teki aile fırınının hemen yanında oturduğunu öğrenen Yılmaz, fırına gittiğinde duvarda babasının fotoğrafını gördü.
Gerçeği o anda fark eden Yılmaz’ın sözleri ise yaşadığı şaşkınlığı özetliyordu:
“Aaa, bu fırın bizimmiş!”
Henüz 23 yaşında olan Yılmaz, kız kardeşiyle birlikte tamamen borç içerisinde bulunan işletmenin başına geçti. Fırıncılık konusunda herhangi bir deneyimleri bulunmayan iki genç kadın, zaman içerisinde işletmeyi ayakta tutmayı başardı.
Bir süre sonra kız kardeşinin ayrılmasıyla Yılmaz, aile işletmesindeki mücadelesine tek başına devam etti.

2014’te fırında teknoloji dönüşümü başladı
Müşteri taleplerinin artmasına rağmen sektördeki geleneksel üretim anlayışının yeniliklere direnç göstermesi, Yılmaz’ı farklı bir çözüm arayışına yöneltti.
2014 yılında işletmede kapsamlı bir dönüşüme giden Yılmaz, geleneksel fırıncılığı yüksek teknolojiyle buluşturdu.
Bugün işletmede geleneksel lezzetlerin korunmasının yanı sıra, ürünlerin yaklaşık 6 dakikada pişirilebildiği teknolojik bir üretim modeli uygulanıyor.
Yılmaz, geliştirdikleri sistemin geleceğe yönelik bir model olduğunu belirterek şöyle konuşuyor:
“Bu model bize yarını umut ediyor. Gelecekteki reçetelerimizi teknolojiyle uyarlayarak sürdürülebilir şekilde ilerliyoruz.”
11 bin öğrenciyle temas kurdu, 56 genci yetiştirdi
Yılmaz’ın mücadelesi yalnızca kendi işletmesiyle sınırlı kalmadı.
Fırıncılık sektöründe personel bulma ve özellikle gece çalışma konusunda yaşanan sorunların mesleğin geleceğini tehdit ettiğini gören Yılmaz, çözümü gençlerde aradı.
Meslek liselerine yönelen Yılmaz, bugüne kadar yaklaşık 11 bin öğrenciyle temas kurdu ve bu öğrenciler arasından 56 gencin yetişmesine katkı sağladı.
Gençlere teknolojik fırıncılık sistemini anlattığında aldığı cevap ise dikkat çekici:
“Ben de yapabilirim.”
Yılmaz’ın hedefi, gençlerin önce kendi mağazalarında çalışması, ardından mesleği sevip kendi yüksek teknolojili fırınlarını kurabilmesi.
Bu yaklaşımını ise şu sözlerle anlatıyor:
“Yarın başkasının ekmeğini yememek için öğrenci yetiştiriyoruz.”
İsrafı azaltmak için üretim modelini değiştirdi
Yılmaz’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de gıda ve kaynak israfı.
Yıllarca işletmede kalan ekmeklerin Kuran kurslarına gönderildiğini anlatan Yılmaz, bir süre sonra kendisine gelen “Artık göndermeyin, bayatlıyor” uyarısının ardından üretim anlayışını değiştirdi.
Böylece yalnızca ihtiyaç kadar üretim yapılmaya başlandı.
Yeni sistemle birlikte ekmek israfının yanı sıra enerji, su ve insan emeği kaybının da azaltılması hedeflendi.
Yılmaz, teknolojiye bakışını ise şu sözlerle ifade ediyor:
“Yurt dışındakiler yapmış, biz Türkler yapamaz mıyız? Yaparız.”
“Ben yaptım, sen de yaparsın”
24 yıldır aile işletmesinin başında bulunan Yılmaz, özellikle kadınların geleneksel olarak erkek egemen görülen sektörlerde daha fazla yer alması gerektiğini savunuyor.
Meslektaşlarına ve kadınlara çağrıda bulunan Yılmaz, şunları söylüyor:
“Sevgili meslektaşım… Babam bana miras bıraksa da sen de bir kadın olarak dükkâna girip sadece pişirmeyi, üretmeyi ya da satmayı beceremez misin? Becerirsin. Ben yaptım, sen de yaparsın.”
Yılmaz, Türk toplumunun üretim ve girişimcilik konusunda çok daha fazlasını yapabileceğine inanıyor.

İTO 12. Komite için aday
Emine Gül Yılmaz şimdi yıllardır sürdürdüğü sektörel mücadelesini İstanbul Ticaret Odası’na taşımaya hazırlanıyor.
İTO 12. Komite adaylığını açıklayan Yılmaz, meslektaşlarının sorunlarına birlikte çözüm üretmek istediğini belirterek 27 Ekim Salı günü yapılacak seçimde destek istedi.
Yılmaz’ın çağrısı şöyle:
“İstanbul Ticaret Odası’nda 12. Komite olarak, Emine Gül Yılmaz olarak ben de varım. Senin sorunlarına birlikte çözüm bulabileceğimizi düşünüyorsan, 27 Ekim Salı günü sen de benimle birlikte sandığa gel ve oyunu kullan.”
Yılmaz’ın seçimdeki temel mesajı ise yıllardır verdiği mücadeleyle aynı:
“Herkes 30 yıllık bir emek verip sonunda pes etmeye geliyor. Ben pes etmelerini istemiyorum. Var olmaya devam edelim.”
