Ne verdin elime, ne süreyim yüzüne?
İstanbul esnaf teşkilatında yaşanan gelişmeler, seçim süreçleri ve hukuki boyutu bulunan dosyalar kamuoyunun önünde dururken, bazı soruların da sorulması gerektiğini düşünüyorum.
Kendi odasıyla ilgili hukuki süreçlerin yaşandığı, kısa süre içerisinde birden fazla genel kurul ve seçim sürecinin gündeme geldiği bir yapıdan söz ediyoruz.
Burada söz konusu olan İSTOSEO, İstanbul Oto Sanatkârları Esnaf Odası.
Son dönemde bu odada yaşanan seçim süreçleri ve Bakanlık tarafından yapılan olağanüstü genel kurul çağrısının gerekçeleri kamuoyunda tartışılırken, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 44. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi de gündeme geliyor. Söz konusu düzenleme, haklı ve geçerli sebeplerin bulunması halinde Bakanlık tarafından olağanüstü genel kurul çağrısı yapılabilmesini düzenliyor.
Peki, bütün bu süreçler neden yaşandı?
İşte asıl soru burada.
Uzun yıllar oda yönetiminde bulunan Mustafa Keskin’in karşısına son dönemde aday çıkması ve seçim süreçlerinin yaşanması, esnaf camiasında çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi.
Ardından, odanın makam ve demirbaşları arasında bulunduğu belirtilen makam masasının ve sandalyenin alınıp götürüldüğü yönünde iddialar ortaya atıldı.
Bu iddiaların gerçek olup olmadığının ortaya konulması gereken yer de elbette ilgili kurumlar ve hukuk mercileridir.
Bununla da bitmiyor.
20’ye yakın trafik cezası, çakarlı araç kullanımı, kırmızı ışık ve emniyet şeridi ihlalleri gibi konular ile söz konusu cezaların İstanbul Oto Sanatkârları Esnaf Odası’nın kaynaklarından ödendiği yönündeki iddiaların da hukuki süreçlere konu olduğu ifade ediliyor.
Burada özellikle altını çiziyorum:
Bunlar benim kesinleşmiş bir hüküm olarak ortaya koyduğum bilgiler değil, kamuoyuna yansıyan ve hukuki süreçlere konu olduğu belirtilen iddialardır.
Peki bütün bu tartışmaların gölgesinde, İSTOSEO Başkanı Mustafa Keskin’in İSTESOB başkanlığı için aday olması kamuoyunda soru işaretleri oluşturmaz mı?
Bence asıl konuşulması gereken mesele tam da budur.
2013 YILINDAKİ ARAÇ İDDİASI
Bir başka konu ise 2013 yılında yaşandığı belirtilen olay.
Mustafa Keskin’in, odaya ait aracın pert olmasıyla sonuçlanan olayda kamu malına zarar verdiği yönünde de iddialar bulunuyor.
Bu iddianın da doğruluğu veya hukuki sonucu, varsa ilgili kayıtlar ve yargı süreçleri üzerinden ortaya konulmalıdır.
Bugün ise aynı isim, İSTESOB’un 20 Eylül 2026’da yapılacak 37. Olağan Genel Kurulu öncesinde Birlik Başkanlığı için adaylığını açıklamış durumda.
Ülke geleceği açısından liyakatli yöneticilere ihtiyaç var.
Bozuk düzene değil, sağlam düzene ihtiyaç var.
“ADEM, BU İŞLERE BULAŞMA”
Gelelim beni doğrudan ilgilendiren bölüme.
Ş.A. isimli oda başkanının; “Adem, bak sen bu işlere bulaşma. Yaptığın haberi kaldır. Mustafa Keskin seni de görür, dikkat et. Bunların eli uzun.” şeklindeki sözleri tarafıma söylendi.
Ben de kendisine, “Başkanım, Mustafa Keskin de konuşsun, onun da haberini yapayım.” dedim. Bunun üzerine Ş.A., kendi odasının geçmişi ve oda yerinin büyütülmesiyle ilgili konuları uzun uzun anlattı. Aksaray’daki oda yerinin mülkünü aldığını, daha büyük ve daha ferah bir ortam oluşturulduğunu söyledi.
Benim yaklaşımım en başından beri aynı:
Mustafa Keskin de konuşsun, ben de onun söylediklerini haber yapayım.
Gazetecilik açısından olması gereken de budur.
Bir tarafın iddiası varsa diğer tarafın görüşü de alınır.
Bir kişi hakkında eleştiri yapılıyorsa, o kişinin cevap hakkı da gözetilir.
Benim istediğim de tam olarak budur.
İSTESOB’DA SORULAR
Şimdi asıl soruya gelelim.
Kendi odasıyla ilgili tartışmalar ve hukuki süreçler bulunan bir ismin, İSTESOB başkanlığı için aday olması, kamuoyunda elbette çeşitli soruları beraberinde getiriyor.
Burada amacım kimse hakkında kesinleşmemiş bir hüküm vermek değil.
Ancak kamuoyuna yansıyan iddialar ve devam eden hukuki süreçler varsa, bunların da sorulması gerekir.
Çünkü İSTESOB, İstanbul genelinde 145 meslek odasının bağlı bulunduğu önemli bir meslek kuruluşudur.
Böylesine geniş bir esnaf teşkilatının başına geçmek isteyen herkes hakkında sorular sorulması, cevapların kamuoyuyla paylaşılması ve seçimin şeffaf şekilde yapılması doğal değil midir?
Benim sorum budur.
60’A YAKIN BİRLİĞİN DAİRELERİ VE YILLARDIR SÜREN DAVA
Bir başka konu ise birliğe ait yaklaşık 60 dairenin satıldığı ve bu satışlardan elde edilen paraların akıbetinin bilinmediği yönündeki iddialar.
Bu konuyla ilgili yargılamanın ağır ceza mahkemesinde devam ettiği belirtiliyor. Yaklaşık 9 yıldır süren davada yaklaşık 28 oda başkanının yargılandığı, başkanvekilinin ise yargılanmadığı yönünde bilgiler bulunuyor.
Söz konusu davanın 2027 yılında zamanaşımına uğrayacağı ve bu nedenle düşeceği yönünde de iddialar bulunuyor.
Burada da aynı noktadayım:
Dosyanın içeriği ve mahkemenin vereceği karar neyse, ona saygı duyulmalıdır.
Davaların sonucunu bugünden ilan etmek, herhangi bir kişiyi suçlu ya da suçsuz ilan etmek benim işim değil.
Benim dileğim açık:
Adaletin ve hukukun tecelli etmesi.
Varsa bir suç, hukuk önünde ortaya çıksın.
Varsa bir haksızlık, hukuk önünde giderilsin.
Varsa bir iftira, yine hukuk önünde ortaya konsun.
20 EYLÜL’DE İSTESOB SEÇİMİ
İSTESOB’un resmi duyurusuna göre 37. Olağan Genel Kurul 20 Eylül 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek.
Bu genel kurul öncesinde elbette adaylar, delegeler ve esnaf camiası kendi değerlendirmelerini yapacaktır.
Ben ise gazeteci olarak sorularımı sormaya devam edeceğim.
Çünkü mesele yalnızca bir isim meselesi değil.
Mesele, esnaf teşkilatlarının nasıl yönetileceği meselesidir.
Bu yazı yayınlandığında biliyorum ki bazı kişilerin hoşuna gitmeyecek.
Belki bazı siyasetçiler kızacak.
Belki bazıları “Bu işlere neden giriyorsun?” diyecek.
Ama gazetecilik, herkesin hoşuna gidecek cümleleri kurmak değildir.
Ama eğer doğruları sormayacaksak…
Soruların cevabını aramayacaksak…
Eleştiriden korkacaksak…
Ne önemi var durduğumuz yerin?
“Kral çıplaksa çıplak demeyeceksek, ‘benim adamım’ anlayışı hâkim olacaksa, doğruları yazmayacaksak, soru sormayacaksak gazeteciliğin ne anlamı kalır?”
Benim meselem bir kişiyle kavga etmek değil.
Benim meselem ülkemde ve esnaf teşkilatlarında liyakat, hukuk, şeffaflık ve adaletin hâkim olmasıdır.
Bir gazeteci olarak benim görevim bir tarafın yanında durmak değil; soruyu sormak, cevabı aramak ve kamuoyunun bilgisine sunmaktır.
Mustafa Keskin de konuşsun.
Ş.A. da konuşsun.
Diğer oda başkanları da konuşsun.
Hukuk konuşsun.
Belgeler konuşsun.
Son sözü de hukuk ve sandık söylesin.
Adalet ve hukukun tecelli edeceği inancıyla, 20 Eylül’de yapılacak İSTESOB 37. Olağan Genel Kurulu’nun esnaf ve sanatkâr camiası açısından hayırlı olmasını diliyorum.
Adem KARABAYIR
Özel Yazı
